logo

Dijital Baskı Makineleri

MKS DevO; Teknolojisi ile Dünyaya Rakiplerinin Çok İlerisinde Üretim Yapıyor

MKS DevO Kimya (2)“Dijital baskıya hazırlık polimeri ile yıllardır sektörde Pazar lideri konumda olan MKS DevO, en büyük ilk 10 organik kimya fabrikasının içine girmektedir. Asıl hedefimiz Avrupalı ve Japon kafa üreticileri ile Türkiye’de ortaklık geliştirebilmek. Yeni teknolojileri geliştirenlerle beraber olup onların Proje ortağı olmak lazım. Biz ham reaktif boyayı purifiye edecek teknolojiye sahibiz. Hedefimiz, inşallah dijital baskı boyalarında da Türkiye’yi bir üretim üssü yapıp büyük üreticilerin mal aldığı, mallarını yaptırdığı bir hub,  ana merkez haline getirmek olacaktır.” Şeklinde Tekstil Trend Dergisine açıklamalarda bulunan MKS DevO Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Korgün Şengün ile firma ve ürünleri ile kimya sektörünün durumunu konuştuk.

MKS DevO ve iş kolları hakkında bigi verebilir misiniz?

Kimya sektörü, üretim için kullandığı hammaddenin önemli bir kısmını ithalat ile karşılıyor. Kullanılan hammaddenin yaklaşık yüzde 70’i ithal edilirken, yüzde 30’u ise yerli üretimle karşılanıyor. MKS DevO Kimya, Türkiye’nin 50 Milyar ABD Doları’na yaklaşan kimya ithalatının yerli ikamesi için çalışan 120.000 ton/yıl kapasitesi ile Türkiye ölçeğinde büyük bir Organik Kimya fabrikasıdır. Fabrikamız aynı zamanda bu kapasitesi ile en büyük ilk 10 organik kimya fabrikasının içine girmektedir. Ana faaliyet konusu organik kimya olup; Deterjan Sanayi, Plastik Sanayi, İnşaat Sanayi (Beton Akışkanlaştırıcıları),  Denim ve Tekstil Sanayi ile Dijital Baskı gibi başlıca iş kollarına ana hammadde üretmektedir.

MKS DevO İş kolları hakkında yürütülen çalışmaları detaylandırabilir misiniz?

Bizim ana işimiz deterjan sanayi. Deterjan sanayinin Polimer ve fosfonatların üretimi ile Co-Builder denilen sistemini üretiyoruz. Türkiye’nin ve Avrupa’ nın önde gelen deterjan firmalarının tedarikini biz yapıyoruz. İkinci büyük işimiz inşaattır. Türkiye’de gördüğünüz hazır betonun %60’ının dökülmesine sebep olan akışkanlaştırıcı kimyayı da biz üretiyoruz. Bu alanda da Türkiye’nin en büyüğüyüz.

MKS DevO Kimya (3)Üçüncü büyük işimiz ftalatsız plastifiyan üretimidir. Biz evlere alınan streçlerden tutun da tıpta kullanılan Şırıngaya kadar birçok ürünün üretiminde kullanılan plastifiyanları yeni teknolojileri kullanarak -Çin’den gelen ftalatlı ürünlere karşılık olarak-  ftalatsız olarak üretiyoruz. Türkiye’de DOTP, DOA (Dioktiladipat) ve DPHP üretiyoruz ve bunu da İsveçli dünya markası dev bir firma ile ortaklık dâhilinde yürütüyoruz.

Tekstil yönünden öne çıkan üretimlerimiz ise Ön işlemde iş yükünü, malzeme kullanımını ve kumaş firelerini azaltırken, kumaş mukavemetlerini iyileştiren Coreoxide Serisi ürünler ile Denim Sektörüne ürettiğimiz Sulphur Black boyarmadde ve Denim Yardımcı kimyasalları ile Digital Baskı için ön hazırlık polimeri ve reaktif inklerdir. Sultan Black® markası ile ürettiğimiz Sulphur Black Boyarmaddeleri, DNCB (Dinitrochlorobenzene) den başlayan reaksiyonlar dizisi ile üretmekteyiz. Bu anlamda Avrupa’ daki 2 üreticiden biri konumunda bulunmaktayız.

Tekstil Sektörüne tabii ki diğer yardımcı kimyasalları da üretmekteyiz. Zira bu yardımcı kimyasalların hammaddelerini üreten bir kimya fabrikasıyız.

İlgilendiğimiz kısım, klasik tekstil kimyasalcılığı değil daha inovatif ürünlerle gitmek ve sektöre yeni şeyler söylemek üzerinedir.

Boya üretiminin yanında bir de sulfanosyon tesisimizde naftalin sülfonat, Esterifikasyon tesisimizde   muhtelif alkol esterleri üretiyoruz. Bunlardan en önemlileri 2EHP ve 2EHS. Bunlar da evlerde kullandığınız sert yüzey temizleyicilerden tutun cam temizlikleri, içecek şişelerinin yıkanması, süt şişelerinin yıkanması oradan gelin ta ki tekstilde denimde kullanılan deterjanlara, ıslatıcılara kadar bunlar onun hammaddesidir.

Boya üretimi hakkında dünyada ve ülkemizde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Çok büyük çapta üretim yapan boya üreticisi bir firmayız. Türkiye’ye, Çin’den toz siyah boya getirip muhtelif konstrasyonda satış yapan firmalar var. Bu, öyle sıradan yapılacak bir iş değil. Çünkü konvansiyonel üretim teknolojisinde Çin’de 1 kg sulphur black boyar madde üretmek için 60 kg su kullanarak atık oluşuyor. Bunun dünyada sürdürülebilirliği yok. Çin teknolojik olarak ürünlerini geliştirdikçe daha düşük teknoloji mallarından  uzaklaşıyor. Toz Kükürt boyanın kilosu 1,40 dolarlarda iken şu an 2,50 dolarlarda satılan bir ürün haline geldi. Bu sebeple Çin bunu artık üretmek istemiyor. Arıtma maliyetleri artıyor. Çin hükümeti diyor ki “Bu, çok atıklı bir üretim bunu yapmayın!” “Bunu yapmayın!” dediği yerde de büyük cezalar kesiyor.

Çin neden ucuzdu? çünkü arıtma maliyetleri yoktu, arıtma maliyetleri olmayınca adaleti olmayan bir rekabet haline geldi. 1 kg boya için 60 kg su kullanmak ne demek? Biz bugün Türkiye’de ayda 2 bin ton üretiyoruz bu boyayı. 2 bin tonda 60 kg atıkla yapıyor olsak 120 bin ton atık yapar ve bunu işleyecek arıtma tesisinin maliyeti de 1 milyon doları geçer. Biz MKS DevO teknolojisi ile üretim yapıyoruz ve bunu Çin’in yapamadığı bir teknolojiyle yapıyoruz. Biz 1 kg boya için 1 kg su kullanıyoruz onlar 1 kg boyaya 60 kg su kullanıyorlar. Avrupa’da bir tek rakibimiz var o da 1 kg boya için 6 kg su kullanıyor. Rakiplerimize oranla çok ileri bir noktadayız.

MKS DevO Kimya (5)Tekstilde dijital baskı ürünlerine yönelik ne tür çalışmalarınız var?

Sultan Eye dijital baskıya hazırlık polimeri ile yıllardır sektörde Pazar lideri konumda olan MKS DevO, Sultan Ink Reactive digital Baskı Inklerini de sektöre sunmuş ve birçok işletmelerde hâlen kullanılmaktadır.

Tekstilde şu anda Ar-GE sini yaptığımız ürünümüzün çalışmalarını dijital baskı tarafında dört yıldır sürdürmekteyiz. Asıl hedefimiz Avrupalı ve Japon kafa üreticileri ile Türkiye’de ortaklık geliştirebilmek. Ink üretimi ile ilgili tüm parametrelere hâkim olmamıza rağmen yavaş ilerlemeyi tercih ettik. Yani şu an itibariyle bu işin ticaretine çok meraklı değiliz. Çünkü bu dijital işinde bir Türk “mürekkep yaptım böyle bir şey ürettim” dese bunun tek başına bir anlamı yok. Neden anlamı yok biliyor musunuz? Çünkü bu teknoloji durmadan değişiyor, gelişiyor. Bugün kyocera KJ4B kafaları kaldırdım KJ5B yaptım dediği anda herkes yeni ürünün üstüne düşer ve eski ürünler elinizde kalır. Öyleyse ne yapmak lazım? Çözüm olarak bunu geliştiren adamla bir arada olmanız, beraber hareket etmeniz lazım. Bu adamlarla bir arada olmak ve bunların arge çalışmalarının içinde bir unsur olmak gerekiyor. Bunun adı da: Partner/Proje ortağı. Bizim bakış açımız işte bu. Piyasada çıksaydık da ayda 30 ton, 40 ton mürekkep satsaydık da senede 3-5 milyon $ ciro yapsaydık diye ilgilenmiyoruz. Bu işlere uzun vadede bakarak hedeflerinizi büyük tutmak gerekiyor.

Türkiye’de kimya sanayinin gelişimi hep ithalata bağlılıktan dolayı sıkıntılar içinde kalmış bir durumda. Yeni açıklanan orta vadeli planda bakanlığın yapmış olduğu açıklama ile önümüzde beş tane stratejik plan bulunduğu, bunların iki tanesinin de kimya ve petrokimya olduğu açıklandı. Beş tane stratejik işten iki tanesi: kimya, petrokimya.

Mürekkep kimyanın bir formudur, biz bununla ilgileniyoruz. Mürekkep satmakla değil. Dijital makine üreticileri, kafa üreticileri işin kimya tarafını bilmiyorlar. Biz bu noktada bunların o kimya eksiğini tamamlayacak bir partnerlik sunmaya çalışıyoruz. Bazı büyük firmalar İngiltere ve Endonezya’dan kişisel gayretleriyle bir şeyler getirmeye çalışıyorlar. İşte bu noktada sıfırdan üreten bir firma ham reaktif boyayı buraya getirip onun dijitale uygun hale getirilebilmesi için purifikasyonu ile beraber mürekkebe çevirecek teknolojiye sahipse dışa bağımlılığı bitirmişsin demektir. Color Index   numaraları belli, ham reaktif boyayı dünyanın her yerinden alabiliriz. Bunu tutup yarı formülize edilmiş vaziyette bir yerlerden, Endenozya veya Singapur’dan getirip içine biraz fındık fıstık koyup “mürekkep yaptık” deyip şişeleyip satıyorsak bu bir iş değildir, devamlılığı olmaz. Bizim kalıcı ve sürdürülebilir işlere bakmamız lazım.

Dijital baskıda hedefiniz nedir?

MKS DevO Kimya (1)Yeni teknolojileri geliştirenlerle beraber olup onların Proje ortağı olmak lazım. Biz işimize uzun vadede ve büyük hedeflerle bakıyoruz. Biz ham reaktif boyayı purifiye edecek teknolojiye sahibiz. Bu yıl 50 milyon dolar ciro bekliyoruz. Biz sadece Türkiye ile başlamıştık. Bugün İngiltere’si dahil Fas, Tunus, Cezayir, Katar, Romanya, Çekya, Pakistan P&G ve Unilever fabrikalarına Türkiye’den ürün veriyoruz. Bu yavaş yavaş oluyor. Emin adımlarla giderseniz oluyor ama kolay değil tabi. Bu akreditasyonlar çok uzun zamanda gelişen işlerdir. Burada yabancı ortaklık işinde bizler çok avantajlıyız, zaten Procter&Gamble ile Unilever ve Perstorp’ la bunu senelerdir yapageliyoruz. Dolayısıyla bu akreditasyon meseleleri bizim uzmanlık alanımız. İnşallah bu dijitalde de Türkiye’yi bir üretim üssü yapıp bütün bu büyük üreticilerin mal aldığı, mallarını yaptırdığı bir hub,  ana merkez haline getirmek istiyoruz.

Kimya sektöründe atık yönetimi konusunda nasıl bir yol izliyorsunuz?

Kimya Sektörünün ekolojik çalışabildiğini göstermeye ihtiyacımız var. Yurtdışından gelen misafirlerimizi fabrikaya getirip gezdiriyoruz.

Dijital üreten başka yerleri de daha önce gezmişler. Bunlar, 300-500-1000 metrekarenin içinde Atölye boyutunda olan yerler. Bizim 100.000 metrekarelik koskoca bir organik kimya fabrikamızı görünce arkalarına yaslanıyorlar ve kendilerine güven geliyor. Diyorlar ki “haaa bu adamlar bu kadar sektöre hizmet ediyorlar öyleyse burası gerçekten bir kimya fabrikası ve biz bu noktada ilerleyebiliriz. Hatta bunlar bize yol gösterebilirler.” Bir sonraki adımda yeni fikrimizi getirdiğimizde argemizin bir bölümünü burada yapabiliriz. İşte bu bir konsolidasyon işidir.

Türkiye ve dünya için atık yönetimi çok önemli. Bizim fabrikanın kurgusunda da çok önemli bir atık yönetimi var. Bizim tesisimizde bir tesisin çıktısının yanında çıkan yan ürün veya atığı öteki tesisin girdisi olarak dizayn ettik. Bu ürünler bu şekilde seçilerek yatırım yapılır. Bugün dünyada kimya sektörü, atığı nasıl yönetebildiğinin maliyeti ile kurgulanır.

Burası çok önemli! 

Biz bir tesis kurarken yan reaksiyon ürünlerini nasıl diğer tesise girdi yaparız? Diye düşünürüz. Çünkü organik kimyadan çöp çıkmaz. Bunları nasıl değerlendirmeliyiz? Bir reaksiyonumuzdan magnezyum sülfat çıkar bizim. Magnezyum sülfat nedir? Yollara kışın serilen tuzdur. Örnek söylüyorum; bir taraftan kalsiyum sülfat çıkar o da alçıpanların imal edildiği tuzdur. O onun girdisidir. Çimento fabrikasına gider. Bir diğerinden amonyak çıkar, amonyak öteki bir tesisin girdisidir. Böylesine birbirini tamamlayan bir zincirdir. Kimyada Maliyet atıktır. Çin bugün bu maliyete artık katlanmaya başladı. Türkiye’nin Kimya sektöründe büyük bir rolü var. Çin’de fiyatların yükselmesi demek dünyada fiyatların yükseleceği anlamına gelir. Çin’in yükselen fiyatlarıyla, Avrupa’ya da bu kadar yakınken kimyada 50 milyar dolar ithalat, 15 milyar dolar ihracatımız var. Dolayısıyla kimya, muazzam bir cari açık verdiğimiz sektördür. Bu açığın %40’ı organik kimyadır. Önümüzde 15 milyar dolarlık bir pazar durmakta ve hiçbir rakibimiz bu pazarı bizden iyi bilememektedir. Biz bugün fırsatları değerlendirip kalıcı işlere imza atarsak ihracatta büyük bir mesafe kat ederiz. Böylece hem dünya piyasasında söz sahipliğimiz artar hem de cari açığı önlemiş oluruz. Biz ihracat yapacağız ve kendimizi bu işin neferi olarak görmekteyiz.

MKS DevO Kimya (8)Hammadde ve ihracat 

Dijital baskıda baskı kafasını geliştiremiyor olabiliriz. Ama onun haricindeki işlerin oyuncusu olabiliriz. İhracat, cari açık ve hammadde konusunu doğru anlamamız lazım. Kafayı üretmek için lazım olan teknolojiyi bugün başlasak geliştiremeyiz. Kafayı geliştiremiyoruz demek biz bunu ithal ediyoruz demektir. Bunu hammadde gibi düşünüp yadsıyamayız ve bunu almalıyız. Çünkü bu bir teknolojidir ama bunun yanındaki mürekkebin, sultan eye gibi hazırlık polimeri gibi diğer bileşenlerin oyuncusu olmalıyız.

Bizde etilen yok. Etilen yok demek “organik kimya yok” demektir. Etilen dünyanın en önemli girdisidir. Etilen olmadan ne plastik ne de organik kimya olur. Her şey etilenle olur. Muazzam bir girdidir yani. Türkiye’de etilen yok. Ne yapacağız? Şimdi etilene ihtiyacımız var. Peki, etilen var mı? Yok! Nereden geliyor? Petrokimyadan. Petrol var mı? Yok! Bir tane rafinerimiz var. Peki, ne yapacağız? Aslında Türkiye’de çok Etilen var. Bu konuda biraz düşünüp çözümleri ortaya koymamız lazım. Bu konuda hem birikimimiz mevcut hem de bilgi sahibiyiz.

Kağıt üretebilir miyiz?

Üretemeyiz. Nedir bunun girdisi? Selüloz. Kâğıttaki Selüloz, okaliptus ağacından elde edilir ama Türkiye’ de çok az var. Fethiye’de SEKA’nın diktiği ağaçlar bunlar.  Yeterince selüloz olmadığından kâğıt bizim için konfeksiyoncu olabileceğimiz bir sektör. Ancak burada önemli olan; geri dönüşümün sağlanabilmesidir. Bizim eksik olduğumuz nokta bu, İsraf. Üretemiyor olabiliriz ama geri dönüşüm bizim elimizde. Türkiye bugün dünyanın en çok ekmeği çöpe atan, en çok kağıdı recyle edemeden heba eden, en çok alüminyumu harcayıp da çöp eden ülkesi. Basit bir örnekle açıklayalım: Tamam gazete için kağıdı ithal ediyoruz. Bu ürünü baskıya verip bir paraya getiriyoruz ama bunları geri toplayamıyoruz, toplayabilsek yine mal elde edeceğiz.

Selüloz ölmez ki. Maalesef fukara olduğumuz alanlarda farkındalığımız yok. Buğday ithal ediyoruz ama ekmek çöpe gidiyor. Bu nasıl olur? Bu durumun kabul edilebilir bir yanı yok. İthalatçı olabiliriz ama bu ithal malın kıymetini bilir de bunu geri toplayıp değerlendirirsek ithalatımızı aşağı çekeriz. Biz sarf toplumu haline gelmişiz. Maalesef! Kaldı ki bizim İslamî hayatımızın içinde bu yok. Resulullah’ın (SAV) hayatına baktığımızda da sarftan korkup sarftan kaçmak hayat tarzı olmuş. Geri dönüşüm keyfi değil millî görev olmalıdır.

Geçen haftalarda Ovp (orta vadeli plan) açıklandı ve tasarruf tedbirleri de bu plan dâhilindeydi. Ancak vatandaşların tasarruf tedbirlerine dâhil edildiğini göremedik. Gönül isterdi ki “Her ev adam başına şu kadar kağıt getirecek!” gibi bir teşvik olsa… Final malın kıymetini bilip Recycle edersek hammadde ihtiyaçlarını azaltabiliriz.

İş güvenliği ve eğitim konusundaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Eğitimi alttan yukarı doğru yapmalıyız. Aynı iş güvenliği gibi, erken yaşta eğitim verilmiyor. İş güvenliğini ilkokuldan başlayıp öğretmediğimiz için ülkemizde her sene yüzlerce binlerce insan iş kazasına uğruyor. İşveren, iş kazalarının sadece “1” unsurudur. İşçi olmazsa iş kazası olmaz. Ben işçi suçludur, demek istemiyorum. İşveren unsurlardan biri, İş ise bir diğeridir. Ama bir diğeri de işçidir. İşçi eğer kazaya açık bir yeri kendi idrak edip algılayamıyorsa veya boşverdimcilik yapıyorsa orayı istediğin kadar emniyetli, tedbirli yap orada bir kaza olur.  Buna ilkokuldan başlamak lazım. Bizim bu kadar iş kazasını, trafik kazasını vb. durdurmamızın yolu buradan geçer. Bu eğitim, ilkokuldan itibaren anne babalara da görev olmalıdır.

ithalat ve ihracat hakkında neler söylemek istersiniz?

Bizim meselemiz şu: İthalata bağımlıyız, bu durum gümrük tarife istatistik pozisyonları ile çözülemez. Hatta bunun böyle çözülemeyeceğini bakan ve müsteşarımıza da birinci ağızdan ifade ettim. Ya nasıl çözülür? Çözüm çok basit: Türkiye’nin toplam sanayisinin %80’i Türkiye’nin ilk 1000 büyük sanayi kuruluşunda çıkar. Tam bu 1000 büyük sanayi kuruluşunu konsolide edersin.

Dersin ki bırakalım GTIP’ i. Fatura bazında ithal ettiğin malı sisteme yükle. TDS ve MSDS ini Yükle. Ne alıyorsun kimden alıyorsun. Sonra da bu 1000 içindeki kimya firmalarına isim vermeksizin bir portal aç. Burada kimya ile ilgili kim, ne alıyor? Fiyatlarıyla, miktarlarıyla gözüksün. Kime ne gözükmesin? İthalatçılara gözükmesin. Sonra da çalış, çalış, çalış… de ki; buradaki şu 300 kalem. Ben bunu yaparım! Arge çalışmaları başlasın ve bu argeye fatura üzerinden alınan mal üzerinden destek verilsin.

Sonra da numunelerin havuza teslim edilmesi istenip bu yerli üretimlerin kurulacak koordinasyon ofisinde incelemeleri gerçekleştirilsin. Deneme sonuçlarında “tamam” denilmesi ya da kritiklerin giderilmesi ile ar-genin tamamlanması sağlansın. Maliyet ve üretim miktarı üzerinde de anlaşma sağlandıktan sonra Ankara’da koordinasyon ofisine davet edilsin. Alıcı ve satıcı yan yana getirilip tanıştırılsın. Workshop’ ları yapılsın. İşlem tamamlanıp fatura kapatılsın. Bu iş böyle olur! Böyle birebir, teke tek kora kor mücadele ile kapatılır. Başka türlü olmaz. Ha yapamadın mı? Bunun Know-how’ını almaya git. Buna da destek var. Tübitak’a git. Onu da çalışmanın bir paydaşı haline getir.  Bu iş böyle olur. Öteki türlü teşvik, GTIP, arge merkezi… Çok vakit kaybı oluyor, çok.

Bu iş GTIP ile olmaz. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) var, peki ithalatçılar meclisi var mı? Yok! Türkiye’nin derdi ithalat değil mi? O halde ithalatı kontrol altına alacaksan envanterin olacak! Envanterin yoksa iş de olmaz. Türkiye ithalatçılar meclisini kuracaksın ve ithalatı ithalatçı meclisine düşürteceksin. Bu kadar basit.

Tekstil Trend Dergisine açıklamalarda bulunan MKS DevO Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Korgün Şengün’e vermiş olduğu bilgilerden dolayı teşekkür ederiz.

 

Etiketler:
Share
420 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ